DİYABET (ŞEKER HASTALIĞI)

Küresel ölümlerin dördüncü önemli nedeni olan DİYABET (Şeker Hastalığı), ne yazık ki kişilerin çok önemsemediği, hatta hasta olduğu halde farkında bile olmadığı bir rahatsızlıktır. Şeker hastalarının %50’si sağlık durumlarının farkında değiller. Eğitim ve bilinçlendirme için; 14 Kasım Dünya Diyabet Günü olarak tüm dünyada  çeşitli etkinliklerle yürütülmektedir.

DİYABET (ŞEKER HASTALIĞI)DİYABET insülin salgılanmasında azalma ve/veya insülin etkisinin yetersizliğiyle oluşan, kan şekerinde yükselme ile birlikte ortaya çıkan, ilerleyici, sürekli tıbbi bakım gerektiren metabolik hastalıklar topluluğudur.

SINIFLANDIRMA;

Tüm diyabetlilerin; %80-90’ını Tip II diyabet,

Tüm diyabetlilerin; %5-15’unu Tip I diyabet oluşturur.

Ayrıca gestasyonel (gebelikte oluşan) diyabet ve bazı endokrinolojik hastalıkların seyrinde ve ilaç kullanımı ile oluşan diyabet tipleri de mevcuttur.

Diyabet, vücudumuzda pankreas bezinin insülin salgılamasında bozukluk oluşması ile ortaya çıkar. İnsülin, insan vücudunda oluşan metabolik değişikliklerden sorumlu temel hormonlardan biridir. İnsülin, gıda alımı olmadan, ya da gıda alımına pankreasın yanıtı olarak salgılanır. Gıda ile alınan glikozun(şeker) karaciğerde yağ ve glikojen, kaslarda protein ve glikojen, yağ dokusunda trigliserit şeklinde depolanmasına neden olur. İnsülin salgılanması bozulduğunda ya da var olan insülin görev yapamadığında (insülin direnci) kandaki glikoz dokularda glikojen, protein, trigliserit  formuna  dönüşemez. Bu da kanda şeker miktarını yükselterek hastalığın belirtilerini ortaya çıkarır.

Şeker hastalığı çok su içme, idrarda artma, kilo kaybı gibi gürültülü bir tabloda ortaya çıkabileceği gibi tamamen sinsi de olabilmektedir. Özellikle TİP II DİYABET başlangıçta hiçbir belirti vermez ve hastaların yarısı hastalığın sebep olduğu organ hasarları  kalp damar hastalıkları (enfarktüs,kalp yetersizliği),felç(inme), görme kaybı, böbrek hastalığı, ayak yaraları, dolaşım bozuklukları ortaya çıkınca hekime gelirler.

TİP I DİYABET; Çocukluk çağındaki kronik hastalıklar arasında ilk sırada yer alır. Dünyada çocuk yaş grubu içinde görülme sıklığı %0,02’dir.

Tip I diyabet, pankreasta insülin salgılayan adacık hücrelerinin hasar görmesi sonucu insülinin azalması, yetersizliği ile kan şekeri yükselmesi ile oluşur. Bu tip diyabet kuzey Avrupa ülkelerinde sık görülmektedir. Viral enfeksiyonlar, nitrozaminler pankreasta adacık hücre hasarını hızlandırarak Tip I diyabeti ortaya çıkarmaktadır. 40 yaş üstü doğuran annelerin çocuklarında Tip I diyabet riski 3 kat artmıştır.

Ailevi yatkınlık TİP II Diyabete göre daha az olup %12-15’tir.

TİP II DİYABET; Daha çok orta ve ileri yaşlarda görülen, gelişmiş ülkelerde görme sıklığı % 10’a kadar çıkan, dünyada hızla artan en yaygın görülen metabolik hastalıktır.

Yaş, cinsiyet (kadınlarda daha sık) kilo artışı-şişmanlık, fiziksel aktivite azlığı, düşük posalı doymuş yağlardan zengin beslenme, öğün atlama şeker hastalığının oluşumunu hızlandıran sebeplerdir. Ayrıca ailede diyabet varlığı, kişide Hipertansiyon, Hiperligidemi (yüksek kolesterol) bulunması, gebelikte şeker hastalığı saptanması ve düşük doğum ağırlığı Tip II Diyabet açısından yüksek risk oluşturmaktadır.

Kimler Şeker Hastalığı açısından taranmalıdırlar?

  • 45 yaş üstü tüm bireyler özellikle (beden kitle indexi) BMI > 25 olanlar
  • BMI >25 olup aşağıdaki risk faktörlerinin varlığında tarama daha erken yaşlarda önerilmektedir.
  • Fiziksel inaktivite,
  • Birinci derece akrabalarında şeker hastalığı olanlar,
  • İri bebek doğuranlar, gebelikte şekeri yükselen kişiler,
  • Hipertansiyon (yüksek tansiyon) hastalığı olanlar,
  • HDL kolesterol < 35 mg/dl ve Trigliserit > 150 mg/dl olanlar,
  • Polikistik over sendromu ( yumurtalık kisti),
  • Daha önce açlık şekeri 100 mg/dl’den yüksek,125 mg/dl’ ten az olan saptananlar,
  • Damar hastalığı geçirenler,
  • Şizofreni hastaları.

Şeker Hastalığı Tanı Kriterleri:

  • 2 ölçümde açlık glikozu (şeker) 126 mg/dl ve üstü olan bireyler,
  • Çok su içme, idrar yapma, kilo kaybı semptomları varlığında rastgele ölçülen şeker değeri 200mg/dl ve üstü olan bireyler,
  • Şeker yükleme testi ( oral glikoz tolerans testi) sırasında 2. Saatteki ölçüm 200mg/dl ve üstü olan bireyler diyabetli (şeker hastası) olarak kabul edilirler.

Diyabet hastalığı tedavisiz bırakılması ve hedef kan şekeri değerinin sağlanamaması durumunda akut olarak (şeker komasına)ketoasidoza  ya da kronik  olarak kalp hastalıkları, damar sertliği (ateroskleroz),körlük ve diğer görme sorunları, böbrek yetmezliği, felç, sinir sistemi bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, bunama(demans),ayak yaraları sonucu uzuv kayıplarına sebep olmaktadır.

Bu kadar ağır sonuçlara sebep olan böyle bir hastalıkta erken tanı çok önemlidir. Son yıllarda PREDİYABET denilen bir klinik tablo tanımlanmıştır. Şeker regülasyonunun bozulduğu, diyabet öncesi dönem olup kalp damar hastalıkları için risktir.  100mg/dl < açlık glikozu <125mg/dl olan bireyler, OGTT  (şeker yüklemesi) sonucu 2. Saatte kan glikozu 140-199 mg/dl arası olan bireyler prediyabetik dönemdedir.

DİYABET (ŞEKER HASTALIĞI)Diyabet Önlenebilirmi?

Çin’de ve Finlandiya’da yapılan araştırmalarda PREDİYABETİ olan kişilerde programlı egzersiz ve kalori kısıtlaması ile TİP II DİYABET görülme sıklığında %40- 58 azalma saptanmıştır.

Prediyabetli bireylerin uygun diyet ve egzersiz programı almaları ve hekim kontrolünde olmaları gereklidir.

2003 yılı verilerine göre dünyada diyabetli hasta sayısı 194 milyon iken, 2025’te 333 milyon olması beklenmektedir. Ayrıca prediyabetli hasta 2003’te 314 milyon iken 2025’te 472 milyon olması beklenmektedir.

Türkiye’de TİP II  DİYABET görülme sıklığı %7,2, glikoz tolerans bozukluğu görülme sıklığı %6,7. Ülkemizde yaşayan diyabetli bireylerin %32’si hastalığının farkında olmadan yaşamaktadır.

 

 

ANEMİ (KANSIZLIK)

Halsizlik, bireylerin en sık tıbbi yardım istediği şikayetlerden birisidir. Birçok hastalık halsizlik yakınması ile belirti vermektedir. Halsizlik yakınmasına neden olan hastalıklar ele alındığında KANSIZLIK (ANEMİ) üst sıralarda yer alır. ANEMİ toplumumuzda ve dünyada oldukça sık görülen bir hastalıktır.Kan hastalıkları içinde en sık rastlanılan KANSIZLIK, kandaki hemoglobin miktarının veya kırmızı kan hücrelerinin (alyuvarların) azalmasıdır.

   ANEMİ (KANSIZLIK)Hemoglobin , kanımızdaki  alyuvarlarda bulunan, tüm dokuların yaşaması için gerekli olan oksijeni  taşıma işlemini gerçekleştiren ,aynı  zamanda kana kırmızı rengini veren moleküldür.Anemi, hemoglobin miktarının kandaki düzeyi ölçülerek teşhis edilir.

      ANEMİ (kansızlık), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından  ,kan sayımı ile saptanan hemoglobin düzeyinin erkeklerde 13g/dl, kadınlarda 12g /dl’nin adlında olması olarak tanımlanır. Dünyada ,  anemi sıklığı kadınlarda % 30-40 erkeklerde ise % 20’dir.

 Anemi çoğu kez belirti vermemekle birlikte dokulara yeterli oksijen taşınmaması sonucu ortaya çıkan belirtilere sebep olmaktadır:

  • Halsizlik , yorgunluk,
  • Uyku hali,
  • Çarpıntı , nefes darlığı,
  • Baş ağrısı ,baş dönmesi,
  • Unutkanlık,dikkat eksikliği,
  • Ağız kenarında ve tırnaklarda çatlaklar,
  • Dilde renk değişikliği,
  • Ciltte solukluk,
  • Saç dökülmesi,
  • Tırnaklarda şekil bozuklukları,
  • Cinsel işlev bozuklukları

    Kansızlık yaşam kalitesini ve süresini olumsuz etkileyen bir rahatsızlıktır. Teşhis edildikten sonra mutlaka sebepleri araştırılarak tedavisi planlanmalıdır.

Anemiye sebep olan durumlar:

  • A- Kan yapımının (eritropoez) yetersizliği:
  • Temel besin maddelerinin eksikliği (Demir, Vitamin B12 , folik asit eksikliği ),
  • Kemik iliği hasarı (iyonize radyasyon ),
  • Kemik iliğinin yetersizliği (ilaç kullanımı, fibrozis, tümör yayılımları),
  • Kalıtsal bozukluklar,
  • Endokrin hastalıklar (hipofiz ve tiroid bezinin yetersizliği) ,
  • Böbrek yetersizliği,
  • B –Kanamalar
  • Akut (ani gelişen ) kan kayıpları,
  • Kronik(uzun sürede oluşan) kan kayıpları demir eksikliğine sebep olarak kansızlık oluştururlar,
  • Düzensiz adet kanamaları,
  • Sindirim sistemi kanamaları (aspirin ve ağrı kesici ilaçlarla oluşan kan kayıpları,yemek borusu iltihabı ve kanseri, gastrit,mide ülser ve kanserleri, kalın bağırsak kanserleri)
  • C- Kan yıkımları (Hemoliz)
  • Hemoglobin bozuklukları,
  • Damar hasarı ve kimyasal ajanlarla oluşan kan yıkımları,
  • Lenf kanserleri esnasında oluşan kan yıkımları,
  • Bağ dokusu hastalıkları (Lupus) seyrinde gelişen kan yıkımları,
  • Otoimmün sebepler,
  • Dalak büyümesi,

ANEMİ (KANSIZLIK)

     Kansızlığın en sık nedeni  demir eksikliğidir. DSÖ, ferittin testi ile tarandığı takdirde demir eksikliğinin yüz kişinin 40 ‘ında görüldüğünü tahmin etmektedir. Çocuklarda henüz kansızlığa yol açmamış hafif dereceli demir eksikliği, büyüme ve zihinsel gelişimi olumsuz etkileyebilmektedir. Erişkin kadınlarda ise gebelik ve ciddi spor hariç fiziksel  kapasiteyi  fark edilebilir bir şekilde etkilemesi pek beklenmez.

       Vücutta demir ihtiyacı, bebeklik ve hızlı büyüme dönemlerinde, kadınların adet dönemlerinde, gebelikte en yüksektir. Yetersiz demir alımı  demir eksikliğinin en yaygın sebebi olup diyetin demirden fakir ve emilimi iyi olmayan demir içeren gıdalardan oluşması ile ortaya çıkar. Karaciğer, koyun ve dana eti, ıspanak, enginar, kurubaklagiller(özellikle yeşil mercimek), kayısı, mürdüm eriği, siyah üzüm, fındık fıstık, demirden zengin gıdalardır.

     Çaydaki tannik asit, kahve ve kırmızı şarapta bulunan polifenoller, mandıra ürünlerindeki kalsiyum demir emilimini azaltır. Mide asidini azaltan ilaçlar da demir emilimini bozabilmektedirler.

     Demir eksikliği büyüme çağındaki çocuklarda, gebelerde kullanım artışına bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca kansızlık sebepleri içinde de belirttiğim gibi, kan kayıpları (kadınlarda adet kanamaları ve sindirim sisteminden kaynaklanan sinsi kanamalar) da demir eksikliğine sebep olmaktadır.

Göktürk Dahiliye Doktoru

UZMAN DOKTOR DEMET ELVAN

1995 Hacettepe Tıp fakültesinden mezun oldu. 1995 – 2000 yılları arasında iç hastalıkları uzmanlığını tamamladı. Takip eden yıllarda Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesinde iç hastalıkları kliniğinde çalıştı. 2007 – 2010 yılları arasında Acıbadem Göktürk Polikliniğinde çalıştı. 2010 yılından bu yana Göktürk Kemer Corner sitesinde ki özel muayenehanesinde dahiliye branşında hasta kabul etmeye devam etmektedir.

Diyabet(şeker hastalığı), tiroid hastalıkları, hipertansiyon, sağlıklı beslenme ve obezite ,ve dahiliye branşı alanında Göktürk ve Kemerburgaz da hizmet vermekteyim.

Göktürk İç Hastalıkları Uzmanı

UZMAN DOKTOR DEMET ELVAN

1995 Hacettepe Tıp fakültesinden mezun oldu. 1995 – 2000 yılları arasında iç hastalıkları uzmanlığını tamamladı. Takip eden yıllarda Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesinde iç hastalıkları kliniğinde çalıştı. 2007 – 2010 yılları arasında Acıbadem Göktürk Polikliniğinde çalıştı. 2010 yılından bu yana Göktürk Kemer Corner sitesinde ki özel muayenehanesinde dahiliye branşında hasta kabul etmeye devam etmektedir.

 

Diyabet(şeker hastalığı), tiroid hastalıkları, hipertansiyon, sağlıklı beslenme ve obezite ,ve dahiliye branşı alanında Göktürk ve Kemerburgaz da hizmet vermekteyim.